İnsan, bıraktığı izlerle hatırlanır
Cabbar Barış, 1968 yılında, Siirt’in Şirvan ilçesine bağlı, eski adı Tasıl olan Karaca Köyü’nde dünyaya geldi. Dağların gölgesinde, toprağın bereketiyle yoğrulan o küçük köyde hayata gözlerini açarken, gelecekte onu nasıl bir yolculuğun beklediğini bilmiyordu. Ancak daha çocuk yaşlarda öğrendiği bir gerçek vardı: Hayat, insana verilen değil, emekle inşa edilen bir yolculuktu.
Çocukluğu; paylaşmanın, dayanışmanın ve insan olmanın değerinin yaşanarak öğrenildiği yıllarla geçti. Anadolu’nun kadim kültürü, büyüklerin duası, küçüklerin gülüşü ve komşuluk bağlarının sıcaklığı, onun karakterini şekillendiren en güçlü miras oldu.
1990 yılında, hayallerini ve umutlarını yanına alarak İstanbul’un yolunu tuttu. Geride bıraktığı köyünü, çocukluğunu ve anılarını kalbinde taşıyarak milyonların yaşadığı bu büyük şehirde yeni bir hayat kurmaya başladı. İstanbul, onun için yalnızca bir şehir değil; mücadeleyi, azmi ve yeniden başlamayı öğreten büyük bir okul oldu.
Yaşamı boyunca insanların hayatına dokunmayı, onların sevinçlerinde ve zorluklarında yanlarında olmayı kendisine görev bildi. Bu anlayışla birçok sivil toplum kuruluşunda görev aldı, yöneticilik ve başkanlık yaptı. Çünkü ona göre gerçek başarı, yalnızca kendin için değil, başkaları için de iz bırakabilmekti.
Sanatın insan ruhunu iyileştiren gücüne inandı. Sinema ve tiyatro ile ilgilendi; hikâyelerin insanları bir araya getiren, düşündüren ve umut veren yönünü keşfetti. Hayatın yalnızca ekmek kavgasından ibaret olmadığını, insanın ruhunu da beslemesi gerektiğini savundu.
Toplum için çalışmayı bir sorumluluk olarak gördü. Bu sorumluluk duygusu, onu yerel yönetimlerde aktif görev almaya yöneltti. Bugün İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi olarak görev yaparken de aynı anlayışı sürdürmekte; makamların geçici, insanlara bırakılan güzel izlerin ise kalıcı olduğuna inanmaktadır.
Evli, bir kız ve üç erkek çocuk babası olan Cabbar Barış için aile; hayatın en güvenli limanı, en büyük gücü ve en kıymetli emanetidir. Yaşamı boyunca çocuklarına ve çevresine dürüstlüğü, çalışkanlığı, merhameti ve insan sevgisini miras bırakmaya gayret etmiştir.
Onun hikâyesi; bir köy çocuğunun umutlarını kaybetmeden çıktığı uzun yolculuğun hikâyesidir. Zorluklara rağmen ayakta kalmanın, düştüğü yerden yeniden kalkmanın, karanlığa rağmen aydınlığa yürümenin hikâyesidir.
Çünkü Cabbar Barış’ın hayatında her zaman bir inanç vardı:
“İnsan, ardında bıraktığı makamlarla değil; dokunduğu hayatlar, verdiği umut ve bıraktığı izlerle hatırlanır.”
İstanbul, 2026